• Bağlantılarım

  • YKY

GERÇEKLER ETİK YOĞUNLAŞMA İSTER / Aysel Sağır / Cumhuriyet Kitap

25/10/2008 · Kategori: Yazilar

(Bu yazı, dergide "Bakışın Kirlettiği Ayna" başlığıyla yayımlanmıştır.)

Mehmet Erte, Bakışın Kirlettiği Ayna’da, sıradan durum ve ilişkilerin görünür olan yanlarının aldatıcılığının izini sürerek, onların ardındaki potansiyelleri açığa çıkarmış. Bir tür huzur bozucu etkiye de sahip olan Bakışın Kirlettiği Ayna, verili ve alışılageldik olan yaşam örtüsünü az biraz kaldırmayla allak bullak olmanın da kaçınılmaz öyküleri olarak okunabilir. Öykülerinde okuyucu ve kendi kendisiyle sohbet eden yazar,  felsefi perspektif sunmayı da ihmal etmemiş.  Zira yazar, öykülerinin şekillendiği düşünce zeminini her durumda açık etmiş.

“Aynadaki görüntümüz gözlerimizin merkezde durduğu bir özü kaybetmeden zamanla değişiyor, bu cevap da öyle… Aldatılmış olmasının yükünü duygusal alandan cinsel alana taşırken ilk ölen şey sevgi oluyor, fakat sevginin hayaleti ruhunun boşluğunda pencereleri tıkırdatıyor, kapıları çarpıyordu. Bir şeyin hayaleti ile ‘o şey’ arasında temelde bir fark olmasa da, şey ve hayaleti bizi farklı şekillerde etkiler. ‘Sevgi’nin elini tutarak girdiği evde sevgi tarafından korkutuluyordu. Sevginin ölümü kolayca gerçekleşse de, hayaletin ölümü diye bir şey söz konusu olamayacağı için acıları bu evde kaldığı sürece artacaktı. Ama sürdürmek istiyordu… sürdürmek. Başına geleni kabul edemediği için sürdürmek istiyordu. Kaderini sevmediği için, onun şeklini bozmak, onunla alay etmek istediği için orji fantezisini kuruyordu. Kendisini hüsrana uğratan her şeyi hiçlemek isterken; bir sevgili, bir eş olarak kendini hiçliyordu. Onlara katılmak istiyordu. Çünkü onlara katıldığında, olayların kendisini sürüklediği yeri reddetmiş, kendisinden umulanın (yapması gerekenin) dışına çıkmış oluyordu…”

Kitapta yer alan “Hap”, “Bana  Ne Ben”, “Bakış ve Beden ya da Bulutların Ardına Gizlenen Güneş”, “Güneş Gözlüğü”, “Gazoz Kapağı”, “Af”, “Delik”, “Sinek”, “Hain ve Düşman”
adlı öyküleri birinci bölüm olarak görmek gerekecek. Bir Kölenin Eğitim Sorunları ana başlığı altınkiler ise, “Üç Senarist Saçmalığına Rağmen Bir Öykü Kuruyor”, “Üç Senarist Filmin Adı Üzerine Tartışırken Konuyu Değiştiriyor”, “Çağrı ve Kabul” , “Bakışın Kirlettiği Ayna”, “Vazgeçilmiş Renk”ten oluşuyor.

Bakışın Kirlettiği Ayna
’da verili durumla gerçek arasında süregelen didişme, aşk, zaman, dayatılan yaşam şekli etrafında dönmüş. “Kültürlü insanlar olduğumuz için birbirimizle böyle düzgün konuşuyoruz, ama halimize şükredecek değilim. Bazı sözler doğru olmasına doğrudur ama altlarında bir şey gizledikleri ya da bir şeyin açığa çıkmasına mani oldukları için aynı zamanda yalandırlar. Gerçeği söylemeyi deneyebilirsiniz, sizi tutan yok. Bazı şeyleri gizlemeden gerçek diye bir şey mümkünse, buyrun söyleyin. Hem sonra, gerçeğin değil, tüm gerçeğin bir anlamı vardır. Tüm gerçeği anlatabilmek ise beceri işidir, herhangi bir gerçekle ilgili olan her gerçeği kavramanız ve bir bütünlük içinde sunmanız gerekir. Gerçekle ilgilenecek bir etiğe sahip olsanız ve zekâ seviyeniz etiğinizi desteklese bile bu zaman ister. Kimse bu tecrübeyi kazanacak kadar zamana sahip olamaz; hadi diyelim ki tüm gerçeği anlatabilme tecrübesini kazandınız, tüm gerçeği dinlemenin de etik, yoğunlaşma ve zaman istediğini unutmayın sakın. Sizi uzun süre dikkatle dinleyebilecek, etik sahibi birini bulduğunuzu varsayalım, inanın bana, dikkatinin bir bölümünü nerede yalan söyleyeceğinizi yakalamak için harcayacaktır. Bu durumda sizi anlamasını beklemezsiniz herhalde. Anlaşılmayacağını bile bile tüm gerçeği söylemek için zamanınızı ve enerjinizi heba etmek ister misiniz? Hayır. O zaman hiç denemeyin.”

Sivilceler şiirsel olsaydı

Genel, kabul edilmiş değerlerin, bakış açılarının, belli bir çizgide oluşan zihin yapısının ve bütün bunların sonucu oluşan davranış modellerini sorgulayıcı yapısıyla düşünsel yanı ağır basan öykülerinde yazar, belli ki okuyucusunu tedirgin etmeyi hedeflemiş. Daha çok sorularla ilerleyen ve hızını itirazdan alan bir temayla ilerleyen Bakışın Kirlettiği Ayna, bu yönüyle zihinsel bir dikkatti de sürekli canlı tutma dürtüsü yaratıyor. “Mertlik ve yiğitlik göstermek söz konusu olmasaydı, savaşmama gerek yoktu. Eğer sivilceler şiirsel olsaydı, savaşmama gerek yoktu. Sivilceleri şiirsel kılan bir dünya görüşü bulmalıydım ama sadece bu yetmezdi, bu dünya görüşü aynı zamanda mertlik ve yiğitlikteki şiirsellikle alay etmeliydi. Ardımda beni geri çağıran annemin sesini silmek için böyle koşmaya devam ederek nereye varacaktım? Arkadaşlarım nereye gidiyorsa oraya elbette. Hep birlikte yola çıkmıştık, hep birlikte varacaktık.”

Bakışın Kirlettiği Ayna
’yı aynı zamanda bir yüzleşme şeklinde de okumak gerekiyor. İrdelenen sorularla psikolojik çözümlemelerin de yapıldığı kitapta, her bir öykü ve pasaj, yeni yanıt imkânları sunuyor. “Bir iradeye sahip olmak ve bunu göstermek seni yormuyor mu? Yorulmadın mı? Karar vermekten, seçim yapmaktan yorulmadın mı? Direnmenin yoruculuğu ne zaman sıkıntı verecek sana? Ne zaman karşı koymaktan vazgeçeceksin? Yorulmadın mı? Her zaman her şeyi düşünmekten bıkmadın mı? Seni artık hiçbir şeyi düşünmek zorunda olmadığın vakte çağırıyorum. İradeni son kez köleliği kabul ederken göstereceksin. Kararların, seçimlerin, düşüncelerin, sözcüklerin olmayacak. Sadece efendinin izin verdiği sözcükleri kullanacaksın. Sadece efendinin izin verdiği sesleri çıkaracaksın. Her şeyi dileneceksin, ama dilenmek için ellerin ve dilin olmayacak.”

« Önceki :: Sonraki »