"BAKIŞIN KİRLETTİĞİ AYNA" / Kaan Koç / Karakalem, Temmuz 2008
25/10/2008 · Kategori: Yazılar
Bilim, doğru soruları doğru zamanda sormaksa; hayat, doğru soruları yanlış zamanda sormak oluyor sanırım. 'Beni seviyor musun?', 'Benimle gelir misin?', 'En azından bir çay içsek?'… Sorular tamam, ruh bendini yıkıp kamusal alana düşmüş cümleler, itirazı olamaz kimsenin. Ama zaman yanlış, ama bu sorulara verilmemiş ve hiçbir zaman alınamayacak bir cevabın yerini alan o bakış, hayatın hiç de bilimsel ve kâğıda dökülür bir şey olmadığını kolayca anlatıyor işte… Ve Mehmet Erte, Bakışın Kirlettiği Ayna deyip, okuyucuyla, kendinde büyüttüğü karakterleri tek bir aynada göz göze getirip, sahnedeki o anı hüzünle seyrederken sazı eline alıp kendi başlıyor sormaya. Ama söylediklerime büyük bir balyoz vururcasına büyük bir fark var. Yani soru-cevap ilişkisine; soruların, kovalayan, iktidar aşığı erkek; cevaplarınsa gösteri uzmanı, ip cambazı, avcıyı avlayan usta bir av olan kadın olduğu şu düzende, Mehmet Erte hiçbir sorusuna cevap beklemiyor. Ardı ardına yığılıyor sorular önünüzde. Virginia Wolf, “Bir erkek karşısındaki kadının erkek yanına, bir kadınsa karşısındaki erkeğin kadın yanına âşık olur” diye buyururken, sanırım bu kitabı ne yazık ki okuyamamıştı. Eğer okumuş olsaydı, şöyle uzatabilirdi bu güzelim tespitini; '… ve bir yazar, okuduğu bir kitabın çift cinsiyetli oluşuna vurulur…' Ey soruları, kendileri cevapsız, kadınsız kalmış erkekler! Ey cevaplarını, dişiliklerini alıp gitmiş, sorulara muhtaç kadınlar! Orta yolda çoktan buluşmuşuz aslında… Çünkü hiçbirinize muhtaç değil, kendi hazinesinde yansıyor, Bakışın Kirlettiği Ayna…
Hayatım, yıllar önce kendime sorduğum birkaç soruyla başladı. Bazılarına verebildiğim cevaplara kendimi inandırıp ötekilerle boğuşmaya başladım. Küçük büyük, acı tatlı, cevabı kederli ya da umut dolu sorular sorup durdum kendime. Ve şimdi olduğum yere bakıyorum da, hiçbirini doğru cevaplayamadığımı fark ediyorum. Hayır, beklediğim elbette kusursuz, hatasız bir yaşam değildi. Sadece, ne bileyim işte, daha çok sevebilmeyi isterdim dünyayı. Onca sorunun karşılığı geleceğimi ele geçirmiş hazin bir karartı olmamalıydı…

